
Ayla Temiz- Aile Danışmanı - Sosyolog
Söz, kelime, açığa çıkan ses; duygularımızı, düşüncelerimizi, hissettiklerimizi ifade edebildiğimiz en iyi yöntemlerden biridir.
En temel anlamda iletişim becerileri dediğimizde sözlü iletişim, sözsüz iletişim (beden dili), yazılı ve görsel iletişim olmak üzere birçok kola ayrılır.
Bu yazımızda, ikili ilişkilerde iletişimin akışını belirleyen sözlü iletişim üzerinde duracağız.
İletişim becerilerinin ilkini temsil eden ve en etkili olan türü, sözlü iletişimdir.
Sözlü iletişimin önemi ve etkisi hakkında ansiklopediler yazacak kadar çok şey söylenebilir.
İnsan, yaratılışı gereği içinde birçok duygu ve düşünceyi barındırır.
Aşk, sevgi, merhamet, şefkat gibi pozitif duygular barındırdığı gibi öfke, nefret, kin, kıskançlık gibi negatif duyguları da barındıran, bir nevi iyilik ve kötülüğün birlikte yaşadığı zıtlıklar âlemidir.
Zıtlıklar, temelde rahmettir.
Neden mi?
Düşünsenize, karanlık olmasa ışığın değeri bilinmez ya da sevgi olmasa nefretin ne kadar zararlı ve faydasız olduğu anlaşılmazdı.
Gece/gündüz, kadın/erkek, siyah/beyaz...
Zıtlıklara verebileceğimiz bazı örneklerdendir.
Bu zıtlıkları özetlersek, birinin varlığı diğerinin değerini açığa çıkaran bir bütün gibidir.
Evet, zıtlıklar âlemi dedik. Bu zıtlıklar içerisinde bazen hâkimiyeti duygulara kaptırır, bazen de mantığımız ağır basar ve ona göre tavırlar sergileriz.
Aynı şekilde, duygu ve düşüncelerimizi ifade ederken bazen gayriihtiyari, bazen de bilerek ve isteyerek duygu durumumuza göre ağır ya da naif kelimeler dilimizden dökülür.
Açığa çıkan ses, söylenen şey; söz ve kelimenin kökeninde kalem vardır ve bu, bir anlamda “iz bırakan” anlamına gelir.
Yani ağzımızdan çıkan her kelime, karşımızdaki kişide iz bırakma potansiyeline sahip güçlü birer ses dalgasıdır.
Her kelimenin taşıdığı bir his, bir anlam, bir ruh, bir âlem vardır.
Hatta kuantum fiziğine göre, ağzınızdan çıkan her bir kelime olasılıklar âlemine açılan kapının kilidi hükmündedir.
İslami argümanlarda da kelimelerinizin ne kadar güçlü olduğu vurgulanır. Konuştuklarınızın kaderinizi inşa ettiğine dikkat çekilir ve konuşurken özen göstermemiz gerektiği ikaz edilir.
Yine Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (s.a.v.), sahabeden Muaz bin Cebel (r.a.) sorar:
“Ya Rasulallah, senden sonra hangi ibadetleri yapalım?” ve devamında ibadetleri sıralar (cihat etmek, oruç tutmak, zekât vermek…).
Bu minvalde insanoğlunun yaptığı bütün iyilikleri sayar.
Rasul-i Ekber her defasında, “İnsanlar için bundan hayırlısı vardır.” diyordu.
Sonrasında ise Rasûlullah (a.s.v.), ağzını göstererek şöyle buyurdu:
"Ya hayır konuş ya da sus."
Yani eğer hayır konuşmayacaksan, susmayı tercih etmelisin.
Peki, bu kadar güçlü olan sözlerimizi ve kelimelerimizi ikili ilişkilerimizde nasıl kullanıyoruz?
Sözlerimiz çevremizdekilere şifa mı oluyor?
Yoksa her bir kelimemiz menzile ulaşmış bir ok misali yürek mi dağlıyor?
Hiç şüpheniz olmasın ki ağzınızdan çıkan her kelime, güçlü frekanslar yayan radyo dalgaları gibidir ve büyü etkisi taşır.
Bu büyü önce sizi, sonra da çevrenizdekileri etkiler.
Ve siz, belki de farkına varmadan ya bir dünya inşa edersiniz ya da bir dünya yıkarsınız.
Bunun farkında ve idrakinde olup hayır konuşan bir toplum olma temennisiyle, Yunus Emre’nin şu dizeleriyle bitiriyorum:
"Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı..."